Misyon

Misyon

Türkiye’de biyoteknolojinin gelişmesine katkıda bulunmayı ve bu alanlarda yurt dışına bağımlılığı azaltmayı kendine misyon edinmiş firmamız, kalite açısından yurt dışı ile rekabet edebilir ve daha fonksiyonel gıda ürünleri geliştirme ve üretme, endüstriyel üretimi iyileştirmek amacıyla kimya ve biyoteknolojiden faydalanma ve büyük ölçekli üretim yapma hedefleri doğrultusunda ilerlemektedir.


İnsanoğlunun en büyük servetinin beynimizin bir ürünü olan akıl olduğu konusu tartışmasız kabul gören bir konudur. Servet diye nitelediğimiz aklı korumak, geliştirmek her insanın birinci isteği olmalıdır. Ancak aklı korumak beyni korumakla mümkündür. Beyni korumanın yolu da öncelikli olarak her türlü hastalıktan korunmakla başlamalıdır. Beynimizin verimli çalışmasını sürdürebilmesi için sahip olduğu damar yollarını açık tutmak ve kendisi için en uygun besleyici maddeleri dengeli ve devamlı olarak tüketmek gerekmektedir.

Beyin damar yollarının sağlıklı, açık tutulması yaşamakta olduğumuz yüz yıl koşullarında giderek zorlaşmaktadır. Beyin damar duvarındaki sertleşmeler insan yaşamı ilerledikçe giderek artmakta ve kireçlenmelere neden olmakta ve bu değişimleri takiben damar yırtılmaları ya da tıkanmaları sıkça görülmeye başlamaktadır. Bu tür damar duvar değişimine neden olan etmenlerin başında o kişinin sahip olduğu genetik mirasının yanında ve daha da önemlisi beslenme ile alınan yağ türlerinin özellikle bedensel yapımıza uygun olmamasıdır. Doymuş yağ asitlerinin tüketimi her türlü kalp-damar, beyin-damar hastalıklarının başlangıç nedeni sayılmaktadır. Günlük yaşam düzeni içinde toplum olarak yiyeceklerimizde kişisel seçicilikle bu ürünleri kullanmamaya ya da tüketmemeyi tercih etmek yerine, bu tür yiyeceklerden yaygın olarak korunma yollarını bulmalıyız. Ayrıca her türlü gözden kaçmalara karşı da bunu dengeleyecek besinleri tercih etmeliyiz. Besin tüketiminin sağlıklı olabilmesi için kişisel tercihlerimiz yerine toplumsal çözümler bularak, bu şekilde hastalıklardan uzak yaşayabiliriz.

Damar yapılarının korunması yanında ikinci önemli olan tükettiğimiz besin maddelerinin kalitesi gelmektedir. Geleneksel beslenme düzeni, kültürü coğrafyadan coğrafyaya değişmesine karşın, temel olarak ana karakteri aynı kalmaktadır. Bu geleneksel beslenme biçimlerindeki doğruluklar ya da yanlışlıklar bilimsel verilere dayanılarak son bir kaç yıl içinde yorumlanabilir hale gelmiştir. Kastedilen yiyeceklerin genlerimizdeki, metabolizmamızdaki yaptığı değişiklikleri kanıtlamak ancak gelişen teknolojiler ile mümkün hale gelmektedir. Yiyeceklerin kokusu ve tadının genlerimiz üzerinde neden olduğu değişimler bilimsel araştırmalarla ortaya konulabilmektedir.

sdsdBeslenme konusunda doğal yiyeceklerin tüketilmesi hastalıklardan korunmanın başında gelmektedir. Beslenme alanında çalışan kuruluşların ürettiği ürünlerin kontrolü her ne kadar devletin ilgili bakanlıklarının kontrolünde olmasına rağmen doğal olmayan maddelerin katılmasının önlenemediği açıktır. Bu alanda toplumun örgütlenmesi, katkılardan uzak doğal yiyeceklerin tüketilmesi için elimizden gelen gayreti sarf etmeliyiz.

En büyük servetimiz olan aklımızın ve beynimizin sağlığı için besinlerdeki doğal olmayan, hastalıklara neden olan kimyasal katkılardan toplum olarak uzaklaşmalıyız. Devletin katkı maddelerinin yasal düzenlemesi yetersiz kaldığından, sağlıksız besin üretimin artmasının önüne geçilebilmesi için toplumsal örgütlenmenin önemi açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İnsanlığa, toplum sağlığına hizmet etmek isteyen her gönüllüye bu alanda iş düşmektedir.

Hepimizin isteği uzun yaşamak kadar sağlıklı da yaşamaktır. Bu amaç için gerekli olan çalışmaları yürütmenin bir insanlık borcu olduğunu açıktır. Bu görüşü paylaşan örgütlenmeleri, bilime hizmetin parçası olarak düşünmekteyim.

Prof. Dr. İhsan KARA

Türkiye’de biyoteknolojinin gelişmesine katkıda bulunmayı ve bu alanlarda yurt dışına bağımlılığı azaltmayı kendine misyon edinmiş firmamız, kalite açısından yurt dışı ile rekabet edebilir ve daha fonksiyonel gıda ürünleri geliştirme ve üretme, endüstriyel üretimi iyileştirmek amacıyla kimya ve biyoteknolojiden faydalanma ve büyük ölçekli üretim yapma hedefleri doğrultusunda ilerlemektedir. Bu doğrultuda stratejimiz üniversite ile bilgi alışverişinden kopmadan, dünyadaki gelişmeleri takip ederek ve ihtiyaçlar doğrultusunda Ar-Ge projeleri üretmek, proje çıktılarını ürünleştirmek ve yeni prosesler geliştirmek, üretimde dünyaca kabul görmüş kalite standartlarını yakalayarak yurt dışı ile rekabet edebilmektir.